Difüzyon gerçekte, grifttir. Difüzyona uğrayan nesne, bir taraftan diğer tarafa "serbestçe" yol almaz. Ortamdaki unsurlarla etkileşe becelleşe, kavga döğüş, "saçılmalarla" yayılır. Sigara dumanının havada yayılması, işte aynen böyledir ve fevkalade karmaşıktır.
Söz gelişi bir devlet dairesinde bir taraftan diğer tarafa "dedikodu difüzyonunda", yani "dedikodu yayılmasında" ; "moleküler difüzyon kuramının" birçok özelliğinin geçerli olduğunu, görebiliriz.
Sigara dumanı; havada, ağızdan yahut burundan savrulmasıyla beraber, gitgide daha geniş hacimlere yayılır, seyrekleşir, belirsizleşir.
Bu süreci betimleyen iki temel yasa, "enerji korunumu" ve "momentum korunumu" (devinim yeteneği korunumu), yasalarıdır.
İki molekülün çarpışması ya da etkileşmesi sürecinde enerji ve momentum transferi (aktarılması), hiç basit değildir.
Çarpışma sırasında "çarpan" ya da "çarpılanın" "iç enerjileri", örneğin, değişmeyebilir. O zaman yalnızca "yer değiştirme enerjileri" değişiyordur. Çarpışan unsurlar, çarpışma sonrası bu halde, (çarpışmaya giriş yönlerinden) farklı yönlerde ve (çarpışma öncesi enerjilerinden) farklı enerjilerde, seyirlerini sürdürürler.
Çarpışma sırasında, çarpışan unsurların "iç enerjileri", değişede bilir. O zaman bunlar moleküler yahut atomistik olarak, ayrıca "uyarılmış" olurlar. İç enerji fazlalıklarını, dışarıya "elektromanyetik radyasyon" olarak, atarlar.
Dedikodu da, inanır mısınız, işte tam böyle oluyor.
Diyelim ki "dedikodu basıncı" itibariyle fena halde dolmuş bir özne, size çarptı. Onun size yüklediği enerji ve momentum, farklı farklı olabiliyor. Siz örneğin, duyduklarınızdan hiç etkilenmeyebiliyor, yolunuza devam ediyorsunuz. Yahut siz duyduklarınızdan "duygusal olmayan" bir boyutta etkileniyor, ona göre davranıyorsunuz. Ya da söz gelişi, birisi, sizin hakkınızda olumsuz birşey demişse ve siz bunu duyuyorsanız, bir anda "nevriniz" dönüyor, "dolduruşa" geliyorsunuz. Yani (tanımlanmayı gerektirmeyen bir deyimle)"aktifteki iç enerjiniz" artıyor, (söz konusu çarpışma sürecinde edindiğiniz yer değiştirme enerjisi yanı sıra, fazlalık iç enerjinizi, ayrıca boşaltırcasına) "burnunuzdan soluyarak", harekete geçiyorsunuz.
Dedikodu Fiziği, "enerji ve momentum transferi" ile, hemen neredeyse tamıtamına "difüzyon" özelliklerini sergiliyor!..
Rahmetli Teyzem atom ve molekül fiziği bilmezdi tabii, ama, Dedikodu Fiziği'nin özelliklerini, doğrusu pek bilirdi. Birisine dolaylı bir mesaj mı iletmek istiyor, hemen dedikodu enerji ve momentum transferi yasalarından yararlanıverirdi. Gerektiğinde bir gelini doğrudan onun eşine, "özlenmeyen geri yansımalara" yer vermemek üzere, çekiştirmez; ustaca "yan kaçışlarla", mesela kardeşim Sıddık Binboğa'nın eşini bana, beni kız kardeşlerime, annemi küçük kardeşim Faruk Ağa'ya havale eder; dehşetli bir trafiği, nadir aksamalarla, inanılmaz bir hünerle idare ederdi.
*
"Dedikodu Difüzyonu"nu; tıpkı kökteki klasik difüzyon fiilinde olduğu gibi, "maddesel taşınmanın" meydana geldiği ya da gelmediği, iki hal çerçevesinde ele alabiliriz. "Maddesel taşınmanın" olmadığı bir halde, "enerji" yine de moleküler ya da atomistik olarak, pekala iletilebilmektedir. Örneğin, ısınan bir metal içinde "ısı", madde taşınması yani maddesel yer değiştirme olmaksızın, bir noktadan diğer bir noktaya, iletilebilir: Buna "kondüksiyon"(iletim) diyoruz.
Söz gelişi, telefonla yapılan dedikoduda, maddesel bir taşınma hiç yoktur ama, dedikodu iletimi yürürlüktedir. İşte size yeni bir bahis: "Dedikodu Kondüksiyonu"!..
Buna karşılık bir "dedikoducu", ayaklı gazete gibi kapı kapı dolaşarak dedikodu yapıyorsa, dedikodu malzemesinin transferi sürecinde (dedikoducunun yer değiştirmesi suretiyle), "maddesel taşınma" da yer almaktadır: Böyle bir sürece genelde, "konveksiyon" diyoruz. Alın o halde size, yeni bir bahis daha: "Dedikodu Konveksiyonu"!..
"Kondüksiyon" ve "Konveksiyon", "Isı ve madde Transferi" bilim dalının bazıdır. Buradan hareketle konumuza dönük olarak (gülmeyin) "Dedikodu Isı Transferi" ve "Dedikodu Madde Transferi" bilimsel opsiyonlarını, ayrıca tanımlayabiliriz.
Dedikodu Kondüksiyonu ve Dedikodu Konveksiyonu çerçevesinde, dedikodunun türüne ve çekiçiliğine, keza ortamın özelliklerine göre belirlenecek (tıpkı ısı madde transferinde olduğu gibi), bir dizi ilginç katsayı tanımlamamız da mümkün görünüyor. Bunların başında, dedikodu özellikleri ve ortamına göre "Dedikodu Kondüksiyon Katsayısı" ile "Dedikodu Konveksiyon Katsayısı" nı sayabiliriz.
Bu katsayılar sayesinde (yazı çok teknik olmuş demezseniz), bir dedikodu malzemesinin, hangi (sahici) coğrafi alana, hangi hızda yayılabileceğine ve burada etkinliğini hangi düzeyde sürdürebileceğine, eğilebiliriz.
Söz konusu katsayılar, kökte Dedikodu Fiziği'nin diğer bir bahsini işaret ediveriyor: "Dedikodu Affinitesi", yani "Dedikoduya Ortamın Yatkınlığı"!..
Dedikodu, Rahmetli Teyzem'in yaptığı gibi, bir "rahatlama emisyonu"dur. Emisyon, malum "neşriyat", "yayım" demek. Yayımlanan her neyse, bunun karşı tarafça, kabul edilip işleme alınması; uygun bir "resepsiyon", yani yayımlananı kabule duyarlı olmayı, gerektirir.
Kabul fiili, bir bakıma "yatkın" (affin) olma fiili ile eşanlamlıdır. Siz memur olarak şube müdürünü, arkadaşınıza çekiştirdiğinizde; onun, size kulak vermesi; önemli ölçüde, aynı bir olumsuz etkilenme altında bulunmasına, bağlıdır.
Arkadaşınızın, şube müdürüyle tıkırı yerindeyse; bu kişiyle ilgili, ortaya getireceğiniz eleştirileri, sizinle kolaydan paylaşmaz.
Bu nedenle "Ortamın Dedikoduya Yatkınlığı", bu ortamda dedikodunun etkili olması açısından, çok önemlidir.
Dedikodu Fiziği'nde diğer önemli bir konu, "Dedikodu Attenüasyonu" yani "Dedikodu Başkalaşması"dır. Herhangi bir ortamda; belli bir işaret, belli bir menzilde (erimde) zayıflar, değişir, başkalaşır. Dedikodu Fiziği'nde de, tam böyledir. Belli bir "dedikodu" bir yerden bir yere giderken, bildiğiniz gibi "tanınmaz" hale gelebilir. Bir dedikodunun, belli bir ortamda nasıl "başkalaşacağı" , o açıdan, Dedikodu Fiziği'nin fevkalade önemli bir alanını oluşturmaktadır. Siz adamın biri için "erkek" demişseniz, ama o laf adama "kelek" biçiminde gitmişse, iyice yandınız, demektir!..